Dijital Çağda Görünmez Gücün İletişim ve Karar Alma Üzerindeki Etkisi
Algoritmalar hayatımızın neresinde?
Sabah uyandığımızda gördüğümüz haberlerden, gün içinde maruz kaldığımız reklamlara; izlediğimiz videolardan, satın alma tercihlerimize kadar pek çok karar, algoritmalar tarafından şekillendiriliyor. Çoğu zaman farkında olmadan, dijital platformların sunduğu içeriklerle yönlendiriliyor; tercihlerimizin “bize ait” olduğunu varsayıyoruz.
Peki gerçekten öyle mi?
Hayatımızı biz mi yönetiyoruz, yoksa algoritmalar mı?
⸻
Algoritma nedir, neden bu kadar güçlü?
Algoritmalar; kullanıcı davranışlarını analiz eden, veriye dayalı tahminler üreten ve bu tahminlere göre içerik sunan sistemlerdir. Beğenilerimiz, arama geçmişimiz, izleme sürelerimiz ve hatta duraksamalarımız bile bu sistemler için anlamlı veriler üretir.
Bu güç, algoritmaları yalnızca teknik bir araç olmaktan çıkarıp sosyal, kültürel ve ekonomik bir aktör haline getirir.
⸻
Görünmez yönlendirme: Seçim mi, öneri mi?
Algoritmalar genellikle “öneri” sunar. Ancak bu öneriler zamanla:
•Ne okuyacağımızı
•Ne izleyeceğimizi
•Ne düşüneceğimizi
•Hangi markaya güveneceğimizi
belirleyen bir çerçeve oluşturur. Bu noktada sorun, yönlendirilmek değil; yönlendirildiğimizin farkında olmamaktır.
Algoritmalar sessizdir; baskı kurmaz, emir vermez. Tam da bu yüzden etkilidir.
⸻
Algoritmalar ve iletişim dili
Kurumsal iletişim açısından algoritmalar, yalnızca bir dağıtım mekanizması değildir. Aynı zamanda hangi mesajın görünür olacağını, hangisinin görünmez kalacağını belirler.
Bu durum, kurumları şu sorularla karşı karşıya bırakır:
•Algoritmaya uyum mu, stratejiye sadakat mi?
•Hız mı, derinlik mi?
•Görünürlük mü, anlam mı?
Algoritma odaklı iletişim, kısa vadede etkileşim kazandırabilir; ancak uzun vadede kurumsal kimliği aşındırma riski taşır.
⸻
Karar alma süreçlerinde algoritmik etki
Algoritmalar yalnızca bireyleri değil, kurumları da etkiler. Performans ölçümleri, içerik stratejileri ve hatta kriz yönetimi kararları; çoğu zaman platform verilerine aşırı bağımlı hale gelir.
Bu noktada kritik bir ayrım ortaya çıkar:
•Veri destekli karar
•Veri tarafından yönetilen karar
Birincisi stratejik aklı güçlendirir; ikincisi ise kurumu edilgenleştirir.
⸻
Algoritmik çağda risk: Otomatikleşmiş iletişim
Algoritmalarla uyumlu içerik üretme çabası, zamanla iletişimin otomatikleşmesine yol açabilir. Aynı ton, aynı görsel dil, aynı söylemler… Sonuçta markalar birbirine benzemeye başlar.
Bu durum:
•Ayırt edici marka kimliğini zayıflatır
•Güven ilişkisini yüzeyselleştirir
•İletişimi niceliksel bir yarışa indirger
Oysa güçlü markalar, algoritmaları araç olarak kullanır; anlam üretimini algoritmalara bırakmaz.
⸻
Marqueen Danışmanlık perspektifi
Marqueen Danışmanlık, algoritmaları reddetmez; ancak onları merkeze de koymaz. Yaklaşımın temelinde şu ilke yer alır:
Algoritmalar iletişimi optimize edebilir,
ancak stratejiyi belirleyemez.
Marqueen, dijital iletişim stratejilerini:
•Akademik bilgi
•Etik farkındalık
•Veri okuryazarlığı
•İnsan odaklı anlatı
üzerine inşa eder. Böylece kurumlar, algoritmalar tarafından yönetilen değil; algoritmaları yöneten bir konuma taşınır.
⸻
Sonuç: Algoritmalar mı yönetiyor, biz mi?
Algoritmalar hayatımızın her alanında etkili; ancak bu etki kaçınılmaz bir kader değildir. Asıl mesele, kontrolün kimde olduğudur.
Farkındalık, strateji ve eleştirel bakış geliştikçe algoritmalar:
•Bir tehdit olmaktan çıkar
•Güçlü bir araca dönüşür
Hayatımızı algoritmalar yönetmek zorunda değil.
Ama onları anlamazsak, yönetilmeye açık hale geliriz.




